Bu yazıma da önceki yazıma başladığım ve bundan sonra da kullanacağım kalıpla
başlayacağım. İki kere iki her zaman dört etmez; çünkü kullanılan sayı sistemi değişirse,
sonuç da değişir. Hayatta da böyledir aslında. Herkesin baktığı yer, ölçtüğü değer, inandığı
düzen farklıdır. Kimi için bir şey yanlıştır, kimi için aynı şey bir duruştur. Bu yüzden ben de
bu satırlarda kimsenin doğrularını tartışmaya açmayacağım. Yalnızca kendi sistemimden,
kendi penceremden, kendi doğrularımdan bahsedeceğim.
Tribün bir kalabalık değildir; bir ruhun yankısıdır. O ruh, Mersin’in tuzlu rüzgârından, Çukurova’nın öfkesinden, yanan asfaltın içimize işleyen kokusundan beslenir. Kırmızı – Lacivert bizim için sadece birer renk değil, bir kimliktir. Bu kimliği taşımanın adı da “taraftarlık” değil, aidiyettir.
İdeal tribüncülük, üç ana damardan beslenir:
1- Holiganizmden gelen SADAKAT:
Tribün, duygunun hissedilebilecek son haddidir. Yağmurda, karda, sıcakta, içerde, deplasmanda… Tribünde olmanın, “biz” diyebilmenin haklı gururudur. Holiganlık, sanılanın aksine kural tanımazlık değildir; armaya bağlılığın en saf hâlidir. Takımı iyi gününde olduğu gibi kötü gününde de yalnız bırakmamak, yeri geldiğinde sesini kaybetmek, bazen de şehrin namusunu korumaktır.2- Ultras ruhundan gelen TUTARLILIK:
Ultras olmak, sadece 90 dakika bağırmak demek değildir; bir duruş sergilemektir. Pankartın bir dilivardır, her bestenin bir hissiyatı olur, sokakta da tribünde de aynı çizgiyi
korursun. Kulübü yönetenler değişebilir ama “ultras ruhu”değişmez. Mersin İdmanyurdu’nu sahiplenmek demek sadece 90 dakikayı değil, bir kültürü sahiplenmektir.3- Şuurlu taraftar kimliğinden gelen BİLİNÇ:
Bugünün tribünü sadece sesle değil, bilinçle de güçlü olmalıdır. Takımına zarar veren değil, onu ileri taşıyan, örnek olan hatta kıskanılan bir yapı olmalıdır. Kulüp arşivine sahip
çıkan, tarihini bilen, gençleri eğiten, tribün ahlakını koruyan bir profil… İşte gerçek şuur budur. Bir Mersin İdmanyurdu taraftarı, hem sokağın sesi hem de aklın rehberi olmalıdır, olabilmelidir.
Kırmızı – Lacivert sevdamız, ne sadece holiganizm ateşiyle ne de sadece entelektüel
soğukkanlılıkla büyür. Bu iki uç, tek bir ülküde buluştuğunda gerçek bir tribün doğar.
Bizim tribünümüz; yüreğiyle bağıran, aklıyla hareket eden, onuruyla var olan bir tribün
olmalıdır.
Çünkü biz sadece bir takımı değil, bir şehri temsil ediyoruz.
Mersin İdmanyurdu’muz! Ruhumuz, kimliğimiz, davamız.
