13 Aralık 2025, Cumartesi…
Çukurova çok uzun zamandır derbiden yoksundu. Küme düşmemizin ve uzun uğraşlar sonucu ayağa kalkmamızın üzerinden yıllar geçmişti. Ayağa kalkmak dediysek yanlış anlaşılmasın;
hâlâ çok kötü günler geçiren, yaşam savaşı veren bir çınara âşığız. Ancak cumartesi günü gördük ki ölümüz bile Çukurova’ya sahip çıkacak nitelikteymiş. Daha önce eleştirdiğim Şeytanlar Grubu’na özrü bir borç bilirim.
Yazıya nereden başlasam bilemedim… Neresinden tutsam elimde kalacak konular var. Yeni Adana Stadyumu’nun bakımda olması gerekçesiyle maçımız Ali Hoşfikirer Stadyumu’na alındı. Binlerce Mersin İdmanyurdu taraftarı bu gelişmeyi hayretle takip ederken, bize ayrılan kontenjanın yaklaşık 150 kişi olduğu bilgisi gelmişti. Nasıl olur da geçmişte on binlerce
kişinin takip ettiği bir derbi, 3.000 kişilik sözde bir stadyuma verilir? Şeytanlar olarak bu soruya cevap vermek imkânsızdı ancak maç günü gördüklerimizden sonra bunun sebebini
anladığımızı düşünüyorum.
Haftalar öncesinden sosyal mecralarda kışkırtıcı içeriklerle saldıran, daha doğru bir ifadeyle
saldırmaya çalışan Adanalılara; başta MiyOnline ve taraftar sayfalarımız olmak üzere armaya
gönül vermiş arkadaşlarımız gereken cevabı vermişti. Sıra er meydanında, tribünde ders
vermeye gelmişti.
Maç günü (hâlâ içimden “millet bahçesi” demek gelmiyor) eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünden, kırmızılar içinde yaklaşık 150 kişilik Şeytanlar ordusu olarak yola çıktık. Adana Batı gişelerinde Spor Büro ve Çevik Kuvvet’e bağlı memur arkadaşlar gerekli prosedürleri uygulamak üzere çevirmelerini yaptı. Kısa bir sohbetin ardından “Biz gerekli önlemleri aldık,
siz de taşkınlık yapmayın” minvalinde klasik deplasman uyarıları yapıldı.
Araç ve taraftar aramaları tamamlandıktan sonra stadyuma doğru yola çıktık ancak yaklaştıkça karşılaştığımız manzara içler acısıydı. Önümüzde eskortluk yapan polis araçları, yanımızda sivil araçlar ve durağan trafik… Evet, yanlış okumadınız: Şeytanlar Grubu’na ait araçlar, polis eskortu eşliğinde yaklaşık beş dakika trafikte hareketsiz bekledi. Şükür ki o esnada hiçbir Adanalının burnu kanamamıştı.
Derken 300–400 metre ilerlemiştik ki 17–18 yaşlarında dört beş genç, alışık olduğumuz klasik
Adana tribün ezberini sahneye koydu: Taş atmak… Adanalıların en sevdiği tribün faaliyetlerinden biridir bu. (Bu konuda gerçekten takdir edilmeleri gerekir; yıllarca deplasman yaptım, otobüs taşlama işini onlardan daha iyi yapan görmedim.)
Ancak belli ki büyüklerinden eksik dinlemişler. Ya da eksik öğrenmişler. Şeytanlar Grubu
taşlanmaktan hiçbir zaman çekinmedi ama meşru müdafaa hakkını kullanmaktan da
geri durmadı. Yaşınız gereği ana haber bültenlerinde “BU DA TARAFTAR TERÖRÜ”
başlığıyla çıkan haberleri izleyemediniz diyelim; hadi abileriniz anlatamadı… Peki hiç mi
izlemediniz eski deplasman videolarımızı? Şeytanlar Grubu’yla uğraşılır mı?
O dört beş gençten üçü dördü atkılarını yere düşürüp topukları kıçlarına vurarak kaçarken, az
ileride yeni bir özgüven patlamasıyla karşılaştık. Adana emniyetinin arkasına sığınan bir grup
Adanasporlu, polislerin kendilerini koruyacağından emin şekilde, emniyet güçlerinin arkasından otobüslerimize taş atma gafletine düştü. Bir anda boşalan otobüsler, kendi şehrinde
sağa sola kaçışan Adanalılar… Film sahnesi gibiydi. Her şey bir iki dakika içinde olup bitti.
Ama hâlâ derbiye yakışır bir başlangıç yoktu. En azından bizim zihnimizdeki senaryo bu değildi. Son derbide yaşananları düşününce beklenti ister istemez o yöndeydi: Taşlama lar, kovalamacalar, biber gazları, joplar… Hiçbiri yoktu. Emniyet yoğun önlem aldı desem, ortada bir önlem de yoktu. Şaşkındık.
Tribündeki yerimizi aldığımızda manzara çok daha ürkütücüydü. Çukurova Derbisi hayaliyle
geldiğimiz stadyumda ev sahibi takım, kendilerine ayrılan 2.500 kişilik tribünü bile dolduramamıştı. Oysa biz deplasmana binlerce kişi gelmek istiyorduk. Belki de stadyum değişikliği bu yüzdendi, bilemeyiz.
Elbette iki takımın da kötü günler yaşaması bir etken olabilir ancak bu maç sıradan bir lig
maçı değildi. Adı üstünde: ÇUKUROVA DERBİSİ. Sosyal medyada fırtınalar estiren, rüzgârlar koparan Adanalılar tribünde yoktu. Gelen bir avuç Adanalı da tribün nasıl yapılır sorusuna cevap ararcasına maç boyunca bizleri izlemekle yetindi.
Sahada yüreğiyle oynayan futbolcularımıza, tribünde ders niteliğinde işler ortaya koyan
Şeytanlar’a teşekkür az gelir. Cumartesi günü açıkça görülmüştür ki Adanaspor – MERSİN
İDMANYURDU müsabakaları artık derbi niteliğini kaybetmiştir. Turbeyler sınıfta kalmış, hasım olma vasfını yitirmiştir. Bundan sonra kendileriyle hasımlık gütmeye gerek yoktur.
Sözlerimin sonunda taş atarken yaralanan Adanasporlu arkadaşımıza geçmiş olsun dileklerimi iletirken,13 Aralık’ta Road Runner misali koşan Adanasporlulara 33. Mersin
Maratonu’nda başarılar dilerim.
